Tüm yazıları Ferhat Korkut

Ezber Bozan Bir STK

Kurulalı 3 yıl oldu. Önceki arkadaşlar temeli atmışlar şu ankiler gökdeleni inşa ediyor. Sektörde herhangi bir oluşuma yakın değil ama uzakta değil. Birilerinin zannettiği gibi hiç kimsenin arka bahçesi değil. Herkese mesafeli ama sektör için her türlü iletişime de açık.

Yaptıklarını yazmak istemiyorum çünkü son 6 aydır o kadar yoğun günler yaşıyor ki yazı çok uzayacaktır. Sosyal medyayı takip edenler zaten göreceklerdir. Her hafta bir etkinlik her hafta bir program her hafta yeni bir çalışma yapılıyor. Sektörün alışık olmadığı bir çalışma var. Acenteler hayranlıkla ve ilgiyle takip ediyorlar. Derneğinize üye olmak istiyorum, bu ailenin içinde bende olmalıyım diye arayan o kadar çok meslektaş var ki. Türkiye de ki birçok dernek imrenerek bakıyor tebrik ediyor bu gücün yanındayız diyor.

Kimden mi bahsediyorum? Avrasya Sigorta Acenteleri Derneği yani AVSAD’dan.

Diyeceksiniz ki ne yaptınız? Arkadaşlar sektör için çok şey yaptık ta detaylarıni başka bir yazıda yazarız. Ama yaptığımız en güzel şey neydi biliyor musunuz? Acentelere dokunduk. Ofislerine gittik çaylarını içtik, kahvaltılar da bir araya geldik, onları dinledik onlara biz birlikte güçlüyüz sende olursan başarılı oluruz dedik. Seçilmişlerin STK’sı değil seçenlerin STK’sı olacağız dedik. Seçim için değil geçim için birlikte çalışacağız ve birlikte kazanacağız dedik…. Ve sektörün (Acenteler ve Sigorta şirketleri) imrenerek baktığı hayranlıkla izlediği takdir ve tebrik ettiği bir STK olduk. Yani Koltuğu garanti görenlerin korkusu olduk.

Bu arada bildiğiniz gibi meyve veren ağacı taşlarlar. Başarıyı takdir edenler olduğu kadar kıskananlar da her dönem olmuştur. Özetle koltuğu olanların kazandığı değil 16 bin acentenin kazandığı bir sektör haline gelene kadar çalışacağız.

Yani onlar taşlamaya biz meyve vermeye devam edecegiz.
Sağlıcakla kalın.

Umut Acentenin Ekmeğidir?

Ülkede kıtlık olduğu senenin birinde, arpası buğdayı iyice azalan Nasrettin Hoca, emektar eseğinin de arpasını yemini günden güne azaltmış. Fakat bunu yaparken her sabah eseğiyle konuşuyormuş, benim emektar dostum sakın diyeyim ölmeyesin senin için 10 dönüm yonca ektirdim yaz gelsin hepsi de senin diyormuş.
Günden güne arpası iyice azalan eşegini bir sabah vardığında ölü bulmuş. Vah benim badem gözlüm vah, tam da tasarrufa alıstırmıştım vadesi yetmedi demiş.

Kıymetli meslektaşlarım, önce sgk payı denildi, hasarlı araç denildi, zarar ediyoruz geçici bir dönem denildi fakat acentelerden ses çıkmayınca trafik komisyonlarımız /1 lere kadar düştü. Acenteler sahipsiz olduğu için, acentelerin kurumları kendi içinde kavgalı olduğu için, ego yarıştırdıkları için bu durumlara düştük.

Sektör trafik branşından ibaret değildir nedir bu yaygara diyen EFENDİLER , insanın yarası nerdeyse orası acır, kolu kırık olan birinin bacağını degil kolunu tedavi etmelisin, o kolunu kullanmasan da olur diğeri var nasılsa demek çözüm değil aksine çözümden kaçmaktır.

Dün bir acente meslektaşımıza bu konuda çözüm nedir dediğim de, çözüm her zaman yaptıklarımızı yapmamaktır dedi.Çünkü her zaman yaptıklarımızı yaparak aynı sonuçları alırız.

Sorumluluk makamındaki kişilerin, karşılıklı yaptiklari suçlamalar komisyonumuzu, kaybedilen haklarımızı geri getirdi mi?
Kimin haklı kimin haksız olduğu acentelerin sıkıntılarına çözüm oldu mu?

Hazine müstesarliğina gidip boy boy resim çektirip ilgililere teşekkür ederek, herşey olumlu, güzel şeyler olacak diyerek verilen umutlarla yaşamaya devam mı edeceğiz?
Unutmayalım ki acentelerin ekmeği vaadedilen sözler değil komisyonudur.Aynı kişileri aynı koltuklara seçerek ne komisyonlarımızı geri kazanabiliriz ne de bu mesleği bir adım öteye taşıyabiliriz.

Trafik sigortasında tek çare olan taban komisyon yerine ütopik, hedef şaşırtan, popülist söylemlerle umut pompalanmaya devam ediliyor. Eldeki bir kuş yerine daldaki 5 kuş gösteriliyor. Madem ki bu işler bu kadar kolaydı o zaman neden taban komisyonu uygulatamadınız ? Neden iptal iade de işlem ücretini alamadık ? Neden kölelik sözleşmesi denilen acentelik sözleşmesini hakkaniyetli bir şekilde kabul ettiremedik?

Acentelik mesleğinin bitmesinde başrol oynayanlar, açlıktan ölen eşeğine vadesi yetmedi diyen Nasrettin hoca misali, acentelerin yok oluşuna eminim ki çok alengirli isimler bulacaklardır.

Bende diyorum ki mazot 1 TL, asgari ücret 5 bin TL, trafikte komisyonlar /25 olmalı.Hatta ne veriyorlarsa 10 fazlası olmalı.
Çünkü böyle giderse umut acentelerin ekmeği olarak kalmaya devam edecektir.

Sevgili meslektaşlarım, gelin acentelerin ekmeği üzerinden bu oyunu kuranları da bu oyunu da bozalım.Herhangi bir stk ya üye olmayan, şimdiye kadar hiç oy kullanmamış olan acente dostlarımız, mesleğin için ne zaman ayağa kalkacaksın? Ne zaman söylemi bırakıp eyleme geçeceksin? Unutmayalim umut etmek, ruha iyi gelebilir ama karın doyurmaz.

Ferhat KORKUT

5 Bin TL’lik Arabam ile 200 Bin TL’lik Aracın Sigortası Neden Aynı Çıkıyor?

Başlıkta zaman zaman bir çok müşterimizin dile getirdiği ve anlam veremedikleri kendilerinin mağdur olduğunu dile getirdikleri konuyu yazdım.

Belki birçoğumuzun tüketici olarak anlamakta zorlandığı konunun aslını kısaca yazacağım.

5 bin TLlik bir şahinin sigortası 200 binTL lik bir aracın sigortasından neden daha pahalı çıkar? Yada neden yakın rakamlar çıkar?

İlk olarak zorunlu trafik sigortasının aracın değeri ile bir ilgisi yoktur. Trafik sigortası sizin aracınızın hasarıni değil karşı aracın hasarıni karşılar.

5 bin TLlik araçla 1 milyonluk araca verilen teminatların kapsamı aynıdır. Teminatlar aynı olunca fiyatlar da yakın çıkmaktadır.

İkinci olarak Sigorta şirketlerinin bakış açısına göre insanın fıtratında olan yeni olanı daha çok önemseriz daha çok hassasiyet gösteririz mantığıyla modelli araçların daha dikkatli kullanılacağı daha az hız yapılacağı ve daha az kazaya karışacağıyla ilgilidir.

Nasıl ki 30 yaşın altındaki ruhsat sahibine gaza basar frene basmaz düşüncesiyle yüksek fiyat çıkıyorsa değeri yüksek araçlarda da trafik sigortası daha uygun çıkabilmektedir.

Diğer bir konu 100 km hızla giderken 5 bin TL lik bir araçla frene bastığında tahminen 15 metrede durursa yeni model bir araç 5 metrede durabilmektedir. Dolayısıyla karşıdaki araca hasar verme oranları değişmektedir. Bu ve benzeri nedenlerden dolayı trafik sigortası fiyatinda aracın değerinin bir önemi yoktur.

Ancak kasko fiyatı tamamen aracın değeri, markası, modeli ve kullanıcısı ile ilgilidir.

Saygılarımla

Trafik Sigortasını Aracımda Bulundurmak Zorundamıyım?

Teknoloji ilerledikçe hayatımızdaki bir çok olmazsa olmazlar biz farkına varmadan maalesef hayatımızdan çıkarken hayatımıza yeni giren birçok şeyde olmazsa olmazlarımız arasında yerini alıyor.

Yıllar önce trafik sigortası pulunun bir adedi araç camına yapıştırılır her poliçe yenilenmesine değiştirilirdi. Daha sonra cama yapıştırma zorunluluğu kalktı.Sadece poliçenin ön ve arka yüzüne pul yapıştırılır oldu.

Üstelik elinde poliçenin bir nüshası olduğu halde sırf pul olmadığı için ceza yazılabiliyordu. Daha sonra poliçedeki pul zorunluluğu da kaldırıldı. Pul zorunluluğunun kaldırılmasıyla birlikte poliçelerin şirketlerin antetli kağıdına yada A4’e basılıp ruhsat ta bulundurulması yeterli hale geldi.  Fakat yukaırda da bahsettiğim gibi teknoloji geliştikçe hayatımızdaki birçok şey değişiyor ve kolaylaşıyor. Son olarak zorunlu trafik poliçesinin araçta bulundurulma zorunluluğu kaldırıldı. Birçoğumuz bilmese bile üstelik bu uygulama birkaç yıldır böyle. Polis memurunun elindeki cihazdan sorgu yaparak poliçenizin olup olmadığını sorgulaması yeterli. Yanınızda poliçeniz yok diye hukuken size ceza yazamaz.

Fakat uygulamadan bilgisi olmayan bazı memurlar maalesef araçta bulunmadığı için sıkıntı çıkartabilmektedir.

Diğer bir sorun ise kaza anında poliçe bilgilerine ihtiyacınız olmasıdır.

Bu sorunun önüne geçmek için sigortacınızdan mail yada whatsapp yoluyla poliçenizi almanız ve yazdırıp ruhsatınızda bulundurmanızda fayda vardır.

İçinde bulunduğumuz zamanda her sektörde kar oranlarının çok  düşmesi sebebiyle giderlerin de minimuma çekilmesi ihtiyacı doğmuştur. Sigortacı olarak evrak aslının müşterimize ulaştırılması gerek elden gerekse kargo yoluyla aylık çok ciddi bir maliyet ve zaman kaybı oluşturmaktadır. Whatsapp veya mail olarak aldığınız poliçenizi yazdırıp ruhsata koymanızın hem zaman kaybını önleyeceği hemde ekonomik olarak bizi bir külfetten kurtaracağını belirtmek isterim. Sigortacınız olarak gerek bize gerekse diğer meslektaşlarımıza göstereceğiniz anlayış için teşekkür ederim.

Sağlıcakla kalın.

Trafik Sigortamı Nasıl En Ucuza Yaptırırım?

Son bir yıldır ülkemizin sosyal gündemi maalesef ki trafik sigortalarındaki fahiş fiyat artışıdır… Bu artışın bir çok nedeni olmakla birlikte kısaca özeti kar zarar dengesidir. Aynı zamanda birer tacir olan sigorta şirketleri trafik sigortasında ki kar ve zarar dengesine bakıp zarar ettiği ürünün fiyatını arttırmıştır.

Tabiki bunun başlıca nedenleri bürokrasinin yanlış uygulamaları sigorta şirketlerinin yanlış fiyat politikaları ve maalesef ki kötü niyetli vatandaşların sigorta şirketlerini zarara uğratmalarıdır.

Fakat konumuz fiyatların neden yükseldiği değil nasıl biraz daha ucuza poliçe yaptırabilirizdir.

Trafik sigortasının fiyatını belirleyen onlarca etken vardır fakat ben başlıcalarını yazacağım.

  • Yeni araç alıyorsanız 30 yaşın üstündeki birinin adına almanız çok çok önemlidir. Çünkü 30 yaşın altını şirketler risk kriterleri gereği riskli görmekte ve genel olarak bütün şirketler yüksek fiyat vermektedir.
  • Araç alırken geçmişinizde kaza yapıp yapmadığınızdır. Diyelim ki 5 yıl önce bir kaza yaptınız ve o yıl aracınızı sattınız bu yıl yeni bir araç aldınız. 5 yıl önceki kazanızı sistem görecek ve fiyatınızı /20 zamlı olarak çıkaratcaktır. Bunun için geçmişinizde ki kazalar doğrudan fiyatı etkiler.
  • Üstüne araç aldığınız kişinin geçmişindeki satmış olduğu araçlardan indirimi bulunmasıdır. Sistem nasıl ki geçmişteki hasar için zamlı fiyat uyguluyorsa geçmişteki hasarsızlık içinde indirim uyguluyor.
  • Aldığınız aracın geçmişte ağır hasar görmemiş olmasıdır. Ağır hasar gören araçlarında trafik sigortası kısmen daha yüksek çıkabilmektedir.
  • Artık hepinizin bildiği gibi aracınızın plaka kodudur. Fakat sigorta şirketleri bu plaka konusunu farkettikleri için bazı şirketler plakaya göre değil resmi ikamet adresine göre fiyat vermektedir. Yani İstanbul plaka yerine Anadolu’daki bir ilin plakasına bazı şirketler uygun fiyat verirken bazı şirketler de plaka farketmeyip Anadolu’daki illerde ikameti olanlara daha uygun fiyat vermektedir. Yani plaka kodu ve adres kodu özelliğidir.
  • 500 TL nin hatta mümkünse 1.000 TL nin altındaki hasarlarınızda sigortanızı kullanmayıp hasarı cebinizden yaptırmanızdır. Çünkü bu rakam bir sonraki yıl size indirim yada ceza olarak karşınıza çıkacaktır.

 

Bu arada her meslekte olduğu gibi bizim mesleğimiz de de işini doğru yapmayan meslektaşlarımız olup aracınızın ruhsattaki kodu yerine farklı bir kod girerek fiyatı düşürmekte, aracın modelini değiştirmekte hatta kamyonet aracınıza otomobil, otomobil aracınıza traktör sigortası kesebilmektedirler. Bunun için poliçenizin üzerindeki araç bilgilerinizi mutlaka kontrol etmenizde fayda olacaktır.

Yani en ucuzu en iyisi değildir. Lütfen acentenizle 20 TLnin pazarlığını yapmayın yada bir başkası 20 TL daha ucuza yapıyor diye acentenizi değiştirmeyin. Tanıdığınız güvendiğiniz yada tavsiye edilen işinde uzman bir acenteyle çalışın. Poliçe yaparken cebinizde kalan 20 TL Kaza yaptığınızda cebinizden 20 bin TL olarak çıkmasın.

Sağlıcakla kalın…
O durumda bende sizlere kendimi kýsaca kayseri escort bayan tanýtayým. Merhaba kuvvetli ve yakýþýklý erkeklerim. Ben geldim ve unutmayacaðýnýz bir anýn altýna imza atmak amacýyla buradayým. Harika süre geçirmek amacýyla bir telefon kadar uzaklýktayým ve kendime güvenim tamdýr. Yaptýðým çarpýcý hareketler yardýmýyla ilk görüþte kendime baðlamayý baþarýrým ve bana aþýk olursanýz kusura bakmayýn. Seks dýþýnda rastgele bir faaliyete gitmek içersinde beni çaðýrabilirsiniz. Seve seve gelirim ve aktivite sonucunda ise odamýza geçerek çýlgýnlar gibi seviþerebiliriz. Buralarda ankara escort bayan diye söylediðinizde sex hikayeleri cevabýnýz yalnýzca kusursuz olacaktýr. Ben herkes doðrulusunda tanýnmýþ ve erkeðine saygýlý davranan kaliteli bir bayaným. 25 yaþýnda, 1,71 boyunda, 58 kiloda, balýk etli, sevinç simgesi ve tamamiyle seks tanrýçasý durumuna gelen güzelim. En çok sevdiðim þey ise, aðzýma aldýðým aleti bir dondurma gibi misali tüketmektir. Eðer bütün bunlara hazýrsanýz ankara escort farkýný doya doya yaþayýn.

Erkeklerin gözde isimlerinden bir tanesi olarak burdur escort hizmetlerimi en ateþli þekilde veriyorum. Erkekler tarafýndan bu kadar popüler baþkent hatunu olarak anýlmak tabii ki insanlara þaþýrtýcý gelebiliyor. Ýnsanlar açýsýndan gerçekten de çok farklý bir þey gibi gelebiliyor. Neden seks hizmetleri veren bir kadýna karþý bu kadar erkek adeta hipnotize olmuþ gibi adým atýyorlar? Ben size söyleyeyim, öyle egoist kendisine düþkün ve bencil bir insan olmadýðým için olabilir mi? Diðer güzel olan ve seks hizmetleri veren kadýnlarýn yeri bellidir. Sadece seks adýna tercihlerde yer alabilir bu kadýnlar. Ama benim yerim? Tabii ki diðer kadýnlarýn aksine, ben erkekler için seks yapmak için bir tercih olsam da bu kadar basit deðildir hiçbir þey. Benimle vakit geçirme konusu onlara bir kere çok heyecan vermektedir her þeyden önce. Erkekler açýsýndan tam bir heyecan konusu olan seksi bir kadýn oluyorum.

Gülümsemelerimde yer alan çekici etmenlerim, ateþli güzelliðime renk katan þeker gibi olan karakterim gibi þeyler, erkeklerin benimle vakit geçirme konusundaki adýmlarýný daha da güçlü kýlan bir konu oluyor. Dolayýsýyla da ateþli dakikalarýmda yer almak deðil de benimle birlikte, ismimin geçmiþ olduðu bir zaman içerisinde dahil olmak erkeklere haz veren en temel konu oluyor diyebilirim. Bu sayede de zaten çok kýsa süre içerisinde mudanya escort beklentilerimi de aþacak þekilde popüler bir kadýn olmaya baþladým. Sýk görüþülen isimlerin arasýnda tatlý Tuðba olarak yerimi almýþ durumdayým. Her erkeðe hak ettiði o deðeri verme konusunda belki de son derece adaletli olduðumdan ötürü benimle kendilerini özel hissediyor erkekler. Bana hediyeler getiriyorlar, beni mutlu etmeyi kendilerine adeta bir görev görüyorlar.

Ziraat Bankası ve PTT Yarı Fiyatına Sigorta Yapıyor Mu?

Öncelikle aylardır sosyal medyada dolaşan ziraat bankası ve PTT’nin yarı fiyatına sigorta yaptığı ile ilgili konunun nereden çıktığına açıklık getirelim.

Anıl Ö. A. isimli vatandaşımız trafik sigortasını Ziraat Bankasından uygun zannettiği bir fiyata yaptırıyor. Daha sonrada sigortanın sadece prim kısmının resmini çekerek sosyal medyada paylaşıp Ziraat Bankası’nın yarı fiyatına poliçe yaptığını yazıyor ve paylaşıyor. Bu paylaşım sosyal medyada 40 bin kez paylaşılıyor. Maalesef ki zamanımızın çok değerli olduğu günümüzde acenteler olarak bizlerin telefonları günlerce susmamıştır sigortalılarımıza bunun izahını anlatmaya çalışmışızdır.

Şimdi gelelim işin aslına; Bu arkadaşımız bir yerden fiyat almış sonra da Ziraat Bankası’ndan sigortasını dediği gibi yarı fiyatına yaptırmış çevresindeki kişilere iyilik olsun diye düşünerek de paylaşım yapmıştır.  Fakat poliçenin tamamını paylaşmaması maalesef ki yanlış anlaşılmaya sebep olmuştur.

Detayına gelince ;

-301 TL ye yaptırdığı poliçe motosiklettir.

– Kişinin %20 indirimi mevcuttur (yani 3 yıl veya 3 yıldan fazladır kaza yapmamıştır).

-Plaka Adana plaka olup ikamet Adana’dır.

-Ziraat bankasının 301 TL’ye kestiği bu poliçe acente de 129 TL’ye kesilebilmektedir.

Diyeceksiniz ki ilk olarak 600 TL teklifi kim verdi? Hepinizin bildiği gibi sektörde 30’a yakın şirket var birinin 129 TL’ye yaptığını diğeri 301 TL’ye bir diğeri 600 TL’ye yapabilmektedir. İlk alınan teklif  yüksek fiyat veren ve motosiklet sigortası yapmak istemeyen bir şirketin fiyatıdır.

PTT’ye gelince, ben acente olarak 8 sigorta şirketinin yetkili acenteliğini yapmaktayım. Bu 8 şirketin dışındaki şirketlerden de fiyat çalışması yapıp sigortalılarımı mağdur etmemenin gayreti içindeyim. Yarı fiyatına sigorta yapıyor denilen PTT de bir sigorta şirketi değil tıpkı benim gibi 9 sigorta şirketinin yetkili acentesidir. Yani kendisinin poliçe kesmesi mümkün değildir sadece acentesi olduğu şirketlerin poliçesini satmaya aracılık edebilir. Kısacası benim acenteliğimden bir farkı yoktur. Hatta benim acente olarak PTT’ye  göre daha fazla imkanım olup acentesi olmadığım şirketlerin fiyatlarını da müşterime sunma imkanım vardır.

Gelelim yazımızın sonuç kısmına, bütün bu asılsız haberlerden sonra Ziraat Sigorta Genel Müdürü açıklama yapmış söylenildiği gibi kendilerinin yarı fiyata poliçe yapmadıklarını her poliçenin her şirkette fiyatının farklılık gösterebildiğini kendilerinin de diğer sigorta şirketleri gibi bazen uygun bazen pahalı fiyat verebildiklerini ve bu haberlerin asılsız olduğunu belirtmiştir.

Yukarıda ismini yazdığımız ve ilk paylaşımı yapan arkadaşımız da bir açıklama yapmış poliçenin tamamını paylaşmış ve niyetinin kötü olmadığını yanlış anlaşıldığını ve bütün acentelerden helallik istediğini belirtmiştir. Bu hassasiyeti için şahsım adına teşekkür ederim.

Şimdi size işin en bomba kısmını açıklıyorum.

Yukarıda belirttiğim doğru olmayan asparagas bir paylaşım 40 bin defa paylaşılmış sağır sultan bile duymuştur. Fakat aynı kişinin yanlış anlaşıldığını belirttiği düzeltme paylaşımı ise sadece 43 defa paylaşılmıştır. Doğru bilgiyi işinin uzmanı acentenizden alın, sosyal medyada ki bilgi kirliliğine aldanmayın.

Sağlıcakla…

Muz Cumhuriyetinde Acente Olmak

Yaklaşık 7-8 yıl kadar önceki bir toplantı da duymuştum. Türkiye’de Sigortacılık yasal düzenlemeleri ve genel hatlarıyla Avrupa Birliğine en çok hazır olan ilk meslek grubudur diye. Mesleğim adına sevinmiştim sektöre olan güveni arttırmak için yeri geldikçe sigortalılarıma gururla anlatmıştım.

Şimdi düşünüyorum da ya biz çok saftık hemen inandık yada gelecekten çok umutluyduk.Kayahanin da dediği gibi siyah beyaz film gibi biraz oldu umutlarımız, artık mazide kaldı. Avrupa ve Türkiye deki komisyon oranları karşılaştırıldığında umutsuzluğumun nedeni daha net anlaşılacaktır.
Evet gelelim konumuza, bir muz cumhuriyetinde acentenin durumu nasıldır?

– Karşılıklı bir acentelik sözleşmesi olmazdı. Şirketlerin hazırladığı acentenin imzalamak zorunda kaldığı tek taraflı bir kölelik sözleşmesi olurdu.
– Devlet ben vatandaşımı korumak zorundayım der fiyatlara müdahale ederdi.
-Sigorta şirketleri fiyatına müdahale edilen gruplarda komisyonu /15 ten / 2-3 e çekerdi.
-Acenteler devlete giderler bizde sizin vatandaşınızız bizi sermayeye yedirmeyin ekmek paramıza sahip çıkın derlerdi.Vatandaşımı ezdirmem diyen devlet, biz özel sektöre müdahale etmeyiz sektör kendi içinde kendi yarasını tedavi edecektir cevabını verir acenteler acaba biz vatandaş mi değiliz diye arkalarına baka baka giderlerdi.
-Sigorta şirketleri yüksek fiyat ve çok düşük komisyonlarla poliçe yapmaktan kaçınamazlar diye düzenleme yapılırdı.
-Acenteler bakın böyle dediniz ama bize /1 komisyon veriyorlar poliçe yapmaktan kaçıniyorlar sesimize kulak verin bize destek olun diye kapıyı bir kez daha çalarlardı.Bunu sigorta yapmaktan kaçınmak olarak görmeyiz cevabını alan acenteler bir kere daha makamı şaşkınlık içerisinde terkederlerdi
-İptal edilen poliçelerden acenteye 10 TL bir hizmet bedeli lutfedilirdi.Fakat bu 10 TL yi hiçbir şirket ödemez gündeme dahi getirilmezdi.
Yetkili merciye soran kişi, bu kadar önemliyse sizinkini ben cebimden ödeyim cevabını alırdı.
-Kendi çıkarttığı düzenleme için gerekli müdahaleyi yapıp cezai işlem uygulamayı değil bu konuyu gündeme getiren acentenin parasını cebinden ödemeyi teklif eder acenteyi rezil ederdi.

-Plazalar için, yetkili servis anlaşması olan sigorta şirketinin, yetkili acentesi olamaz ibaresini getirirdi.Tabiki hiç kimse uymaz herşey aynı tas aynı hamam devam ederdi.

Acente ekmeğinin peşinde alın terinin peşinde koşmaya devam eder pes etmez bütün şartları zorlardı.

– Devletinden umduğunu bulamayan acente sigorta şirketinin kapısını çalar ve derdiki; Zarar ettiğiniz için komisyonlarımızı düşürdünüz biz de ticarette kar ve zarar kardeştir dedik yanınızda olduk fakat artık zararın telafisi oldu kara geçtiniz.Bizim hakkımızı da eski oranlara getirin.
Fakat şirketler profesyonel, acımasız, duygusal hareket etmezler ki bunu kaale alsınlar.Acentenin komisyonu tatlı gelmiştir parasına para katmıştır üstelik iş kaybı da olmamıştır zaten devlette yanındadır.Yabancı sermayedir o, devlet karışırsa ülkeden çıkmakla tehdit eder.

Eee 16 bin acente, çalışanları ve aileleriyle birlikte hadi olsun 150 bin kişi.
Vatandaşıma sahip çıkmak zorundayım dedirtecek kadar oy potansiyelin mi var?
Yoksa özel sermayeye müdahale edersen ülkeden çıkarız diyecek kadar parasal gücün mü?

Ne diye o zaman çırpınırsın ne diye devletin kapısını çalar durursun rahatsızlık verirsin.Bu ısrarın niye haddini bil çekil kenara sessiz sessiz yokolmayı bekle.

Yukarda da belirttiğim gibi bir muz cumhuriyetinde acenteler bu sorunların hepsini yaşardı.
Şimdi diyorsunuz ki muz cumhuriyeti dedin ama bunların hepsini biz yaşıyoruz, evet yaşıyoruz çünkü bizim ülkemizdeki acentelerin çaresizliği, sorunları bir muz cumhuriyetinden farksız. Fakat bir fark var bütün olumsuzluklara rağmen ne mutlu ki biz muz cumhuriyeti değiliz.

Ve biz yardım istemiyoruz, zam istemiyoruz, hakkımızdan fazlasını istemiyoruz, sadece hakkımız olanı istiyoruz.Gaspedilen rızkımızı alın terimizin karşılığını istiyoruz.
Fiyatına müdahale etmediğim işin komisyonuna müdahale etmem diyen devletimin, fiyatına müdahale ettiği işin komisyonuna müdahale etmesini ve kendini inkar etmemesini istiyoruz.
Sigorta şirketlerinden de zarar ettik, komisyonları düşürdük derken kar ettiklerinde de kar ettik, komisyonları eski haline getiriyoruz diyecek kadar samimi olmalarını bekliyoruz.

3 milyon Suriyeliye sahip çıkan devletimiz elbette ki 16 bin acentesine de sahip çıkacak acentelerin yok oluşuna rıza göstermeyecektir.
Siyasi irade farkına varacak Sn.Cumhurbaşkanımiz konudan haberdar olacak ve gerekli müdahaleyi yapacaktir.

Adalet topaldır ağır yürür ama er geç hedefine varır bundan şüphemiz yok.
Fakat can alıcı soru şu, ya hedefe varıldığında can çekişen acenteler için çok geç olursa?

Ferhat KORKUT

Sigortanızı Neden Acentenizden Yaptırmak Zorundasınız?

Sevgili dostlar öncelikle belirteyim ki başlıkta belirttiğim zorunluluk hukuki bir zorunluluk değildir. Tabiki sigortanızı istediğiniz yerden yaptırabilirsiniz. Fakat sigorta olarak aldığınız bir kağıt parçasıdır. Yani karşılıklı bir sözleşmedir. Sizden belli bir para alıp hasarınız olduğunda mağduriyetinizi gidereceğimize dair bir sözdür. Yani ihtiyaç duyduğunuzda aldığımız bedelin karşılığı olarak size hizmet vermektir.

Şimdi kısaca poliçenin öncesi ve sonrasındaki hizmetlerin bir kısmından bahsedelim.

Diyelim ki araç almaya karar verdiniz hasarı var mı yok mu öğrenmeniz gerekiyor. Acentenizi ararsınız yada whatsaptan plakayı gönderir hasarı var mı bakmasını istersiniz. Acenteniz hasar sorgusunu yapar size bilgi verir. Teşekkür edersiniz aracı alırsınız yada vazgeçersiniz, sonra başka bi araç için sorarsınız sonra başka bir araç için. Bu yeni araç alıncaya kadar devam eder. Şimdi size bir bilgi vereceğim, aslında acentenizin özel bir sorgulama ekranı yoktur birçoğunuzun bildiği 5664’e mesaj gönderir gelen cevabı sizinle paylaşır. Her mesajda 4 TL cebinden çıkar. Ayni şeyi sizde yapabilirsiniz ama acenteniz görevi olmadığı halde bunu sizin yerinize yapar. Üstelik zaman ve para harcayarak yapar ama bunu size söylemez.

Aracı aldınız sigorta kasko teklifi istediniz hem en ucuzu olsun hem en full’u olsun diyerek bir başkasının 20 TL daha uyguna yaptığını aynı rakama yaparsa onu tercih edeceğinizi söyleyerek birde pazarlık yaptınız.

Paranın hepsini araca verdim para kalmadı diyerek daha sonrası için bir ödeme tarihi verdiniz veya bir kısmını verip bir kısmını bıraktınız. 5 TL 10 TL gibi bir küsüratı varsa onu zaten hiç vermediniz ve poliçenizi yaptırdınız.

Peki Acenteniz sizin için ne yaptı? Öncelikle güler yüzle sizi karşıladı çayınızı kahvenizi söyledi işlem uzadığı için bir çay daha söyledi detaylı olarak fiyatınızı araştırdı (egm yok, internet yavaş sigortanın ekranları çalışmıyor vb. sorunlara rağmen) poliçenizi keserken sistemler kredi kartsız kesmedigi için kendi kartını kullandı, zamanında ödemesini yapamadıysanız o poliçe için faiz ödedi. 3 aylık çek konuştunuz 5 aylık çek verdiniz sesini çıkarmadı. Uzaktaysanız evraklarınızı kargoyla size ulaştırdı ve kargonun ödemesini kendisi yaptı veya poliçeyi getir parasını al dediniz, 30 lira kazandı 40 lira yakıt yakarak poliçenizi bırakıp parasını aldı. Ama bunların hiçbirini size hissettirmeden hayırlı olsun Allah kaza bela vermesin diyerek poliçenizi teslim etti.

Diyelim ki aracınızın bandrol borcuna ve trafik cezasına bakılacak. Sorun yok nasılsa acenteniz var ararsınız sizin yerinize bakar. Ödemeleri yapılacak kartınızı verirsiniz veya kendi kartıyla ödemesini yapar. Muayene randevusu alınacak sizin yerinize alır. Vergi indirim formu doldurulacak, doldurur. Üstelik bunların hepsini ücretsiz yapar.

Gecenin bir yarısı telefon gelir kaza yada arıza vardır, çekici gerekir. Acenteniz hemen telefon trafiğine girer, sigorta şirketini arar, çekici yönlendirir. Yemek yiyorsa yemeğini bırakır misafiri varsa misafirini bırakır uyuyorsa yatağından kalkar en kısa sürede yanınıza ulaşır. Tutanak formunu doldurur, polisi çağırır, aracı çektirir, yaralı varsa hastanede refakat eder yani en yakınınız yanınıza gelmeden acenteniz gelir.

Acentenin telefonunu kapatma şansı yoktur şarjının bitme ihtimali yoktur. Telefonunu unutma şansı yoktur. Tatilde telefonumu bir hafta kapatayım kafamı dinleyim deme şansı yoktur. Telefonunun sesini kısma şansı yoktur. Geceleri telefonunu yastığının yanına koymak zorundadır. 7/24 ulaşılması gerekir ulaşılmama ihtimali yoktur.

Sahi gecenin o saatinde acentenizin dışında kime ulaşabilirsiniz, kimden yardım isteyebilirsiniz?

Aracınız servise çekildi, servisin yoğunluğu vardır tamiri geciktirir, tedarikçi yedek parçayı geciktirir, tamirci aracınızı eksik yapar, sigorta şirketi ödemeyi eksik veya geç yapar, eksper iş yoğunluğu der eksik evrak der dosyayı geç kapatır. İkame araç istenir, dizel araca benzinli gelir, otomatik araca manuel gelir, lüks araca alt sınıf araç gelir. Hepsini geçtik içi dışı pislik içinde yıkanmamış araç gelir.

Kısaca hasarın başından sonuna kadar olumsuzluklar zinciri sürer gider. Siz hepsinde acentenizi arar sitem edersiniz. Bu arada acenteniz hepsiyle ayrı mücadele eder defalarca telefon görüşmesi yapar onlarca mail gönderir, olmadı kalkar sorun olan yere gider müdahale eder. Aslında hasarın başından sonuna kadar bir koşturmaca içindedir. Ama siz bunun farkında değilsinizdir. Üstelik yaşanılan her sorundan acentenizi sorumlu tutarsınız.

Yani acentenin dışındaki herkes işini eksik yapar ama kabak hep acentenin başında patlar.

Mutlu günlerinizde mutluluğunuzu kötü günlerinizde acınızı paylaşır yanınızda bulunur.

Devlet yanlış düzenleme yapar, sigorta şirketleri fiyatları 3 katına çıkartır, sosyal medyada yalan haber çıkar, tvler asılsız haber yapar acentelerin telefonu susmaz yüzlerce kişiye aynı şeyleri anlatır. Israrla bıkmadan usanmadan anlatır üstelik sigorta şirketleri son 1 yılda acentenin kazancını % 70 düşürmüşken.

Hatta siz pastaneye, postaneye sigorta yaptırırsınız ama ihtiyacınız olduğunda acenteniz yine sizin yanınızda olur yine bütün hasarınızla ilgilenir yardımcı olur.

Yazmakla bitmeyecek daha bir sürü hizmeti acenteniz sizin yerinize yapar.

Bütün bunlara rağmen maalesef ne sigortalılara yaranabilir ne de sigorta şirketine.

Şimdi tek bir sorum olacak. Yukarda yazdıklarımı acenteniz dışında sigortanızı yaptırdığınız hangi kurum yapardı?

Bankalar mı?

Plazalar mı?

İnternetten satış yapanlar mı?

Postane mi?

Yada acentenin dışında herhangi bir aracı kurum mu?

Maalesef ki hiçbiri yapmaz yapamaz çünkü kurumsal yapıları ve işleyişleri buna müsait değildir.

Acenteniz bunların hepsini ücretsiz yapar, hiçbirini yapmak için sizden para istemez, teşekkür beklemez görevi olarak görür. Çünkü sigortanızı yapmıştır ekmek parasını kazanmıştır ihtiyacınız olduğunda size hizmet sözü vermiştir.

Bütün bunları niye mi yazdım? Herhalde yapacaksınız kardeşim para kazanıyorsunuz dediğinizi duyar gibiyim. Haklısınız fakat yukardaki kurumların hiçbirinin yapmadıklarını yapıyoruz o kurumlardan farkımız olduğunun farkına varın diye yazıyorum.

Çünkü acente, plazaların camlarından değil sizin gözünüzden hayata bakar. Çünkü  acente emekçidir, acente AVM’lere direnen mahalle bakkalıdır, acente sizden biridir. Bütün bu hizmetleri size ücretsiz veren acentenizi önemseyin acentenizin farkına varın ve acentenize sahip çıkın.

Kalın sağlıcakla…

Sektörün Şamar Oğlanı Acenteler

Bu kadar çok birlikten ve bir araya gelmekten bahsedipte hiçbir zaman bir araya gelemeyen sevgili meslektaşlarım;
Şubelere kısıtlama getirildi bir kısmımız gayri resmi yapılar ortadan kalksın belli standartlara bağlansın dedik.
Liselilerin müdürlük konusu gündeme geldi fikir ayrılığına düştük.
Acenteler arası iş paylaşımı,teknik personel şartı,sabit tarife vb. bir çok konuda fikir ayrılığı yaşadık ortak bir noktada buluşabilirdi ama olmadı sağlıklı bir sonuca varamadık.

Fakat istisnasız bütün acentelerin lehine olan ve hepimizin aynı düşündüğü konularda neden bir araya gelemedik. Neden hakkımızı arayıp kanımızı emen cebimizdeki parayı göstere göstere gasp eden emek hırsızlarına karşı hakkımızı savunamadık.

Milyon dolarlık risklerin teminat altına alınmasına aracılık eden birçoğu üniversite mezunu olan olmayanların da kendini çok iyi geliştirdiği güzide bir topluluk olmamıza rağmen nasıl bu kadar aciz ve çaresiz kalabildik.
Komisyonlarımız sıfırlandı /2 lere çekildi etkisiz ve yetkisi olmayan birkaç cılız sesten başka ses çıkmadı. Yanlış hatırlamıyorsam sigorta şirketi poliçe kesmemek için fahiş fiyat ve düşük komisyon veremez meailinde bir ibare var.Fakat toplantılarda çıkıp kürsüde bir vekil edasıyla konuşan tv lerde dergilerde boy gösteren sektörün ağabey olarak gördüğü birçoğu birer STK temsilcisi olan kişilerden derneklerden ve yetkili kurumlardan hiçbir ses çıkmadı.Hiçbir itiraz yapılmadı hiçbir çalışma olmadı. İTO vb. yerlerdeki her toplantıya komisyonlar konuşulacak beklentisiyle arkadaşlarıma da katılmaları noktasında ısrarcı olarak katıldım herkes konuştu herkes kendini tatmin etti sadece komisyonlar konuşulmadı.

Şimdi merak ettiğim konu şudur benim çevremdeki bütün acentelerin en büyük sıkıntısı trafik komisyonları iken yukarıda bahsettiğim 10 milyonlarca üretim yapan meslektaşlarımın neden umurunda değildir. Yoksa onlar /2 lerle çalışmıyor mu onların böyle bir derdi yok mu?
Alt limiti en az /10 olan bir oranda diyelim ki bütün sirketler trafikte / 10 yaptı şu ankinden daha kötü olacağını iddia edebilecek kimse var mıdır?

Affınıza sığınarak söylüyorum yapmış olduğumuz eşşekliğin karşılığı olarak iptallerde 10 TL lütfettiler onu da şirketler ödemedi. Yukarıda da bahsettiğim gibi iptallerden doğan 10 TL yi sektöre yön veren acenteler stk yöneticileri saik yetkilileri meslek odası sektör temsilcileri vb. kişiler alıyor da bizim mi bilgimiz yok.
Yoksa bu paraya zaten ihtiyaçları mi yok?
Hazine müstesarliğina ve yetkili bakanlığa hakkımızı aramak için neden hiçbir müracaat olmadı?
Fiziki şart uygulaması neden sadece acenteler de geçerli? Bankalar plazalar postaneler vb.kurumlar için neden geçerli değil?

Gelelim Sn. Bakanın açıkladığı uygulamaya.
Ay sonu uygulamaya geçecek olan sbm uygulaması ile ilgili yine her kafadan bir ses çıkıyor herkes birlikten bahsediyor ama herkes kendi söyleyip kendisi oynuyor. Ne saik in bir eylem planı var maalesef nede stk larin.
Sevgili meslektaşlarım bu karar alınmış ve bakanın da vazgeçeceğini sanmıyorum şu anda zaten o fiyatları müşteriye araştırıp biz sunuyoruz fakat asıl tehlikeyi gözden kaçırıyoruz.

SBM’nin poliçe satmasını yada satın al butonu konularak direk ilgili sigorta şirketinin sitesine yönlendirmesini atlıyoruz. Daha da vahimi ve asıl bizleri bu branşın dışında bırakacak olan daha önce generali sigortanın yaptığı gibi sigorta şirketinin sitesinde acentesinden daha uygun fiyat vermesidir. Yani acente komisyonunu düşüp müşteriye acenteden daha uyguna poliçe satmasıdır. Şimdi bazılarınız bilmem rekabet kurulu bilmem şirketler buna cesaret edemez benzeri şeyler diyeceksiniz.Komisyon düşüren şirketle çalışmam acenteliğimi kapatırım deyipte hala /2 ile poliçe kesen çok acente arkadaşım var. Sermayeye gücü yetmeyen çoğunluktan dolayı vatandaşa söz geçiremeyen kurumlar başı sıkıştıkça acenteyi tokatlıyor.Hazine, sigorta şirketleri,vatandaş acenteyi araya aldılar başı sıkışan acenteye vuruyor.

Maalesef tokat yemediğimiz yerimiz kalmadı onun için geç olmadan harekete geçmeli ilk olarak sbm den poliçe satışının önüne geçilmelidir. İkinci olarak ise şirketlerin online platformda acentesinden daha düşük fiyat vermesi resmi kararlarla engellenmelidir.

Son olarak; stk lara gelince acentenin sorununu sahiplenmek yerine kendi menfaatlerinizi gözetip egolarinizin peşinden giderseniz piyasadaki acentelerden uzak kalıp çevrenizdeki 3-5 acenteyle stk cilik oynarsınız ve 20 kişiyle genel kurul yaparsınız.
Yakında seçimler var işte size çok büyük bir fırsat. Kimsenin bişey yapmadığı ortamda sen bişeyler yap öncülük et acenteleri örgütle ve sektörün kurtarıcısı ol. Sevmedigin ve yıllarca arkasından konuştuğun adamla seçimler için ittifak yapmak zorunda kalma. Sahte ittifaklar yapmacık tavırlar yerine tek başına çıkıp aslanlar gibi seçimi kazan.Yeter ki harekete geç ve bu krizi fırsata çevirmeyi bil.

Acentelere gelince, mesleğin için en küçük bişey yapmayıp hiçbir toplantıya katılmayıp hiçbir organize de bulunmazsan sosyal medya da klavye delikanlılığı yapıp STK’ları eleştirirken yakında bir mesleğin ve işin olmayacak. Kendine iş aramaya şimdiden başlamalısın. Tabiki birde aldığı 3 kuruş komisyonu da müşteriye iade edip iş yaptığını zanneden ahmaklar var.

Hazineye gelince, acentelerin hiçbir sorununu çözmemeniz ve bizi görmezden gelmenizin sebebi oy potansiyelimizin olmayışı mıdır, milyon dolarlarımızın olmayışı mıdır yoksa acentelerin sürekli birlikten bahsedip te bir araya gelemeyecek kadar adam olmayışından mıdır?

Unutmayın boksör yere düştüğünde değil ayağa kalkmadığında yenilir.

Ferhat Korkut

Sektörün Mazlumu Acenteler

100 lirasını almak için arayan yazan kapıya dayanan vaktimizi boşa harcayan müşterimize 10 dk anlatmaya çalıştığımız alacağı olmadığına ikna etmeye çalıştığımız bir dönemdeyiz.Yanlış ve eksik bilgilerin cezasını çekiyoruz. Müşterinin 1 milyon araç sahibine iade yapılacakmış dediği bizimde 18 milyon Araç olduğunu anlatmaya çalıştığımız dönemdeyiz.

Trafik sigortalarından 20-30 TL kazanmak için kaybettiğimiz zaman harcadığımız emek yetmedi tramer yok EGM yok sistem yok derken şimdi de akılsız başların iş bilmez yöneticilerin faturasını yine biz ödüyoruz.
Madem ki sistem de eksiklik vardı sistem henüz oturmamıştı neden bu uygulamaya geçtiniz?
Neden bu iş bilmezliğinizin cezasını bize çektiriyorsunuz?
Şirketler bize dönüp IBAN istediğinde müşterilere ulaşıp IBAN alacağız.Şirketlere göndereceğiz yanlış olacak yeniden müşteriyi arayıp şirkete dönüş yapacağız.

Müşteri iadeyi hesabında göremeyecek peşimizi bırakmayıp tekrar arayacak tekrar şirketi arayacağız vs. vs.
Bütün bunları yaparken harcadığımız zaman verdiğimiz emek yaşadığımız stres bunların sorumlusu kim?
Emeğimizin karşılığını kim ödeyecek? Sektördeki aksaklıklara vurdumduymazlıklara kimse itiraz etmeyecek mi? Günah keçisi hep biz mi olacağız? Mazlumu hep biz mi oynayacağız? Sürekli dayak yiyen sadece biz mi olacağız? Sürekli yazıldığı ve konuşulduğu için sektördeki diğer sorunları yazmıyorum.

16 bin kişilik sektörde acentelere sahip çıkacak hakkımızı müdafaa edecek acenteleri bir araya getirecek bir babayiğit yok mu?
Ferhat KORKUT